Endüstriyel Sahalarda Pikenrol

Pikenrol (Pick and Roll)

Bazılarınız başlığı Google’da aratmak isteyebilir, bazıları bu terimin Güvenilirlik veya Durum İzleme ile ne ilgisi var diyecektir ama metafor kullanmayı seviyorum ve okuyuculardan en azından birinin başlığa, yüzünde bir gülümsemeyle baktığından eminim.

Nedir bu Pikenrol? Basketbolda, birbiri ile koordinasyon halinde olan iki oyuncunun, savunmada bir boşluk yaratmak için kurguladığı bir hücum türüdür. Niyetimiz basketbol stratejisi ile ilgili derin tartışmalara girmek değil tabi ama Pikenrol’un amacı, iki oyuncunun üç oyuncu gibi görünmesini sağlamak ve avantaj yaratmaktır.

Geçtiğimiz 30 yıl boyunca bazı muazzam örnekler vardı ama benim favorim kesinlikle John Stockton / Karl Malone ikilisi. Bireysel yeteneklerine bakarsanız, her ikisi de (şüphesiz) olağanüstü oyunculardır. Ancak, bir ikili olarak, etkileri iki katına çıkmadı, dört katına da çıktı diyemeyiz, bundan çok daha fazlası oldular. En iyi takım çalışması. Görevi aynı kaynaklarla daha fazlasını başarmak olan bir koçun bakış açısından; doğru olanı doğru zamanda doğru şekilde yapmalısınız. Buradaki anahtar kelimeler muhtemelen “aynı/sınırlı kaynaklar” olmalı.

Sonuçta, sahada beşten fazla oyuncunuz olamaz.

Peki, Güvenilirlik veya Durum İzleme’nin kendisi ile nasıl bir bağlantısı var? Bağlantıyı bu makalenin devamında açıkça göreceksiniz, ancak belki de bu noktada bile bazı benzerlikler görebiliriz.

İlk olarak, bu da bir oyun.

Genel olarak arızalara karşı biziz. Basketbolun aksine, Güvenilirlik oyununun çeyrekler arasında mola yok, taktik mola da yok, yedek oyuncu yok ve ikinci en iyi olmanın hiç bir önemi yok.

İkincisi, iki takım yarışıyor.

Basketbol oyununda kurallar adildir ve her takımın beş oyuncusu vardır. Bizim oyunumuzda, giderek daha fazla rakip var ve takımımız asla yeterli değil. “Giderek daha fazla”dan kastım tam olarak sürekli hissettiğiniz şey; daha fazla varlıktan sorumlu olmak, daha fazla hata modu, daha fazla kök neden analizi, sürekli üzerinize gelmeyi sürdürüyorlar. “Bizlerden asla yeterli sayıda yok” … bunun yanında, kaynaklarımız aynı kalır ya da azalır.

Üçüncüsü, bir koç var.

Basketbol antrenörü bir strateji oluşturur, oyun sırasında yeniden ayarlar, oyuncuları seçer, motive eder, bir oyuncunun iyi bir gün veya kötü bir gün geçirdiğini hisseder, her oyuncunun zayıf noktalarını iyileştirir…

Basketbolda olduğu gibi, Güvenilirlik oyununda da birisi stratejiyi oluşturur, yönlendirir, yeniden ayarlar, doğru becerilere ve teknolojiye sahip doğru kişileri görevlere, doğru sekansta ve tam olarak atar.

Dördüncüsü, elbette oyuncular var.

Farklı beceri setleri, farklı yükseklik, farklı hassasiyet, farklı hız, farklı savunma reaksiyonu (üçlük çizgisinde veya boyalı alanda), farklı hücum rolleri olan farklı oyuncu türleri…

Bizim oyuncularımız arasında fark yok. Farklı bölümlerde oynuyorlar, yetenek setlerine göre farklılaşıyorlar, farklı teknolojiler kullanıyorlar, bazıları tepkilerinde çok erken; uzun menzilli atıcılara karşı, bazıları düşmana yakın dövüşüyor; boyalı alanda… Hepsinin farklı marifetleri, farklı yetenekleri var. Tüm oyuncularımız uyumlu ve bazıları işin doğası gereği birbirinden ayrılamaz.

Görüldüğü üzere, birçok benzerlik var. Peki, Pikenrol çalışmalarımız arasında nerede duruyor?

Kaynaklarımızın sonuçlarımızı etkileyeceği her yerde, oyuncularımızdan daha fazlasını sunmalarını, tabi aşırı yüklenmeyecek şekilde bekleyeceğiz.

Bu özel görevde, Durum İzleme ekiplerinin sıkça karşılaştığı bazı sorunları ele almak istiyorum. Sorumluluğumuzda olan tüm varlıklar ile ilgilenebilmek için gereken ideal zaman.

Burada örnekleyeceğimiz tesiste, üç Durum İzleme teknolojimiz (Vib, Ut, IR) ve iki ek dış kaynak (MCA, Oa) vardı. Dürüst olalım, bu oldukça iyi. Yine de asıl sorun, (ideal dünyada) ilgilenilmesi gereken her varlığı programa dahil etmek için, analizler için ve kök nedenleri eleme faaliyetleri için ihtiyaç duyulan zamanı üretebilmek… maalesef bu zaman öngörülemez. Şanslıysanız, 30 dakika içinde bir sorun (bir belirti değil, sebepleri ile birlikte gerçek bir tespit) bulabilirsiniz. Fakat bir dahaki sefere, aynısını yapmak için iki haftaya ihtiyacınız olabilir. Süreç öngörülemezdir ve ne kadar zaman alırsa alsın, yapılması gerekir. Bu işin layıkıyla yapılabilmesi, eğitimli ve yetkin Durum İzleme uzmanlarının en değerli görevlerini yerine getirebilmek, yani derinlemesine analizler yapabilmek, için yeterli zamana sahip olduklarından emin olmak gerekir. Burada sınırlı kaynaklar noktasına geliyoruz. İş gücü anlamında sınırlı kaynaklar, beceri anlamında sınırlı kaynaklar ve sınırlı mali kaynaklar, ancak kaynaklar sınırlı iken yine de üst düzey performans göstermeliyiz. Optimizasyonda ilk ve son derece önemli adım burada atıldı. Uygulanacak olan teknolojiler dikkatle seçildi ve kimin nereye gittiği ve kimin önce gittiği FMEA’ya göre dikkatle belirlendi. Bu yapıldığında bile, ihtiyaçlar mevcut kaynaklardan daha büyüktü. Her zaman böyle değil mi?

Atılan adımlardan biri, RCA (kök neden analizlerini) detaylandırmaktı ve kök sebeplerin işaret ettiği yüksek öncelikli yağlama problemlerine yönelik, LUBExpert ile Durum Bazlı Yağlama uygulamalarına geçildi. Bu adım yeni kaynaklar gerektirmiyordu, çünkü iş hali hazırda yağlama yapan aynı kişiler tarafından gerçekleştirildi. Sonuç olarak, yağlamadan kaynaklanan kök neden ortadan kaldırıldı ve Durum İzleme ekibinin yükü azaldı, çünkü daha az arıza meydana geldi.

Ama daha fazlasını yapabiliriz. Pikenrol Zamanı.

Sistem olgunlaşma seviyesindeyken bile, Yağlama ve Durum İzleme arasında oluşan doğal bağlantıyı (özellikle Yağlama uygulamalarının başına getirilen “Durum Bazlı” ön eki sayesinde) görmemek zordu. Yağlama ekibi tarafından toplanan veriler, Durum İzleme’nin ilk savunma hattıdır ve bir tür triyaj görevi görür. Çünkü topladıkları veriler ve toplanma şekli, Durum İzleme ekibinin daha derin analiz için tetikleyici olarak ihtiyaç duyduğu trend verileriyle tıpatıp aynıdır. Yapılması gereken tek şey kültürel engeli aşmak ve ultrason ile gresleme teknolojisine sırtını dayamaktı.

Toplanan verilerin kattığı avantajlar ve ekstra iş gücü harcamadan izleme sıklığının artması (makinelerin yağlanması sırasında veriler de toplanmış oluyor), Durum İzleme ekibinin ihtiyaç duyduğu zamanı anında teslim etti. Durum İzleme ultrasonu ilk savunma hattı olarak ve özellikle belirli uygulamalar için devreye aldı, artan kapsama alanı ve arıza tespit edilebilirlikte büyük somut iyileşme sağlandı. Yağlama ekibinin bu süreçte kendini nasıl geliştirdiği gerçeğinin detaylandırılmasına ihtiyaç olduğunu sanmıyorum.

Basit bir deyişle,

Yağlama ekibi tarafından Ultrason ile ölçülmekte ve izlenmekte olan her şeylerin, Durum İzleme ekibi tarafından eskisi kadar sık izlenmesine gerek yoktur.

Bazı durumlarda ve sistem olgunlaştıkça, ilk belirtiler Yağlama ekibinin kendisi tarafından veya Yağlama ekibinin topladığı veriler aracılığıyla Durum İzleme ekibi tarafından tespit edilene kadar ayrıca izlenmesine gerek olmayacaktır.

Böylece, dikkatlice planlanmış adımlarla birlikte oynayan, tek tek sunacakları işle kıyaslandığında kat kat daha yüksek bir değer sunan iki oyuncumuz var.

Pikenrol.

Tabii ki, oyuncuların birbirlerine güvenmesi için zamana ihtiyaç vardır ve vakaların olumlu sonuçlanması bu sürece fayda sağlar. Aşağıda çok basit ve ayrıntısız bir şekilde ifade edilen bu durumlardan birini örnekleyeyim.

İyi eğitimli bir uzman tarafından düzenli olarak Ultrason (SDT 340) ile izlenen 18,6 RPM’de dönen ve 1600mm dış çaplı bir rulman LUBExpert uygulamasından sonra veri toplama aralığı üç katına çıktı, çünkü yağlama teknisyeni zaten 14 günde bir (uygulamadan önceki yağlama ile aynı aralıkta) ölçümler yapılıyordu. CM uzmanının (sınırlı kaynakları ile) mevcut analizleri artırmak ve hedeflenen analiz kapsamına ulaşabilmesine yönelik zaman kazanması sağlandı. Bunun yanında arıza belirlenebilirliğinde herhangi bir azalma görülmedi.

Perdele!

Yağlama teknisyeni rutin görevinde. Gres dolduruldu, minimum sürtünmeye ulaşıldı ve iş bitti. Rulman durumu, yağlama sırasında LUBExpert ile “Şüpheli rulman hatası” olarak belirlendi. Hem gresleme hem de arıza keşif görevleri bitti, şimdi süvari çağır!

ve ..

İçeri devril!

Durum İzleme uzmanı, yağlama sırasında fark edilen bulgular kendisine sunulduktan bir saat sonra oradaydı. Ek ölçümler gerçekleştirdi, iç biç bilezik deformasyonu ve yanlış hizalama sorunlarının varlığını onayladı. Hızlı ve etkili.

Şimdi karar verilecek tek şey SDT 340 ve LUBExpert‘in hangisinin Stockton, hangisinin Malone olduğu. Bunu anlayana kadar, onları oynarken izlemenin tadını çıkarın.

 

 

Haris Trobradovic‘in 30 Haziran 2020’de yayınladığı “SDT 340 & LUBExpert success case” isimli yazısından Türkçeye çevrilmiştir.
Çeviri: Alican Gözüaçık


SDT Ultrasound Solutions yetkli teknik servisi ve Türkiye tek distribütörü

İletişim
sdt@cfu.com.tr